Çocuk sebebiyle bir müddet uzak kaldığımız denizlere bu yaz dönüş yaptık. Arayı uzun tutunca, bildik rota ve koyları tekrar hatırlama ihtiyacı hissettik. Açtık Sadun Boro’nun Vira Demir kitabını… İlk deniz tecrübemizi kazandığımız sularda nasıl bir rota izlesek diye yeniden bir göz gezdirdik. 6 güne sığacak şekilde aşağıdaki rotayı çıkardık. Sarı işaretli yerlerde uzun dururuz, bazılarında da konaklarız dedik. Turumuzu bitirdikten sonra da “Oh ne iyi etmişiz” dedik. 🙂

Lafı daha fazla uzatmadan haber ve tavsiyelere gelelim.

 

  • Herkesin malumu.. 2016 yılı Türkiye için felaketler yılı idi. Bombalama olayları, Rusya krizi, darbe..vs derken “Memleketin başına gelmeyen bir şey kaldı mı acep?” demeye başladık. Tabi bu durum denizlere de yansımış. Önceden yer bulma stresi yaşadığımız çoğu iskele bomboştu. Tekne kiralama fiyatları da etkilenmiş tabi. Sezon sonuna doğru %50’ye varan indirimler yapıldığını gözlemledik. Eylül-Ekim aylarında bir planı olan varsa, duyurulur.
  • Rotamıza Martı Marina’dan başladık. Gördük ki; Martı Marina, Netcell Marina’nın pabucunu dama atmış ya da atmak üzere. Doğal bir limanın içinde, yeşillikler arasında, çok şirin, derli toplu bir marina. Bizi tek üzen ve şaşırtan konu marinanın hala arıtmasının olmaması oldu. “Mavi bayraklı ilk ve tek marina” olmakla övünen bir tesis güya… Bir an evvel bu eksikliğin giderilmesini ümit ediyoruz.
  • İlk akşam yemeğimizi, tavsiye üzerine, Orhaniye’de yeni açılan İncir Restaurant’ta yedik. Marina’dan Kızkumuna uzanan sahil şeridini takip ederek 10 dk’lık bir yürüyüş ile ulaşabiliyorsunuz. Değişik balık ve otlardan yaptıkları börek ve güveç gibi mezeleri muhteşemdi. Balık ise vasattı. Ama mezeleri için ziyaret etmeye değer diyebiliriz.
  • Kuzbükün’de yeni açılmış Neigbours’ı çok beğendik. Tesis ve yemekler süperdi. İşletmeciler, bazı meyve ve sebzeyi kendileri yetiştirmeye çalışıyor ve tüm enerji ihtiyaçları için güneş enerjisi kullanıyorlar. Tek sıkıntı, önünden geçen yüksek süratli motoryatların yarattığı dalgalar. Tekne sallanırken, pasarellanın iskele ile tekne arasına sıkışmaması için pasarellayı yüksek bağlamanız gerekiyor.
  • İnce burnun güney doğusundaki koyda bulunan balık çiftlikleri kalkmış. Bu habere çok sevindik. Hem güzel bir koyu denizcilere iade etmiş oldular hem de çiftliklerin civar koylara da sirayet eden kirliliğini durdurmuş oldular. Tebrik ederiz. Yolu düşenler mutlaka uğrasın, akvaryum gibi bir koy.
  • Söğüt güzelliğinden, Söğüt’teki Octopus ise kalitesinden hiçbir şey kaybetmemiş.
  • Aynı cümleyi Bozburun için kuramadık maalesef. Sahil şeridi evlerle dolmuş ve deniz çok bulanıktı. Liman’da hala duş tuvalet olmaması da hayret verici idi. Tekneyi yanaştırırken ip atacak adam bulamadık; ama yanaştıktan sonra elinde makbuz ile bir görevli yanımızda bitiverdi. Genel olarak limanın işletmesi sıkıntılı diyebiliriz.Şimdi burada detaylara girip sizi baymayayım.
  • Korsan koyu, denizlerin bu kadar boş olduğu bir dönemde bile doluydu. Koy küçük olunca, ekstra kıymetli oluyor. Burayı hedefleyenlerin sabah erken saatlerde koya giriş yapmaları lazım. Genelde koyda geceleyen pek olmaz, olursa da koyun ağzında bir müddet bekleyip kapısını tutmuş olursunuz. 🙂