Denizciliğe merak salanlar eninde sonunda balıkçılığa da merak salarlar. Denizin ütünde yaşayıp altındakine ilgi duymamak olmaz zaten. Bazılarını da denizciliğe iten ana sebeplerden biridir balık. Bilgili ve donanımlı bir şekilde yapıldığında keyifli bir hobidir. Bazıları duyunca şaşırır, ama aynı zamanda bir spor dalıdır balıkçılık. Dünya çapında fedarasyonları ve turnuvaları vardır. Bu yazıda, memleketimin denizlerinde dolaşıp da henüz balık konusuna girememiş amatör denizciler için konuya küçük bir giriş yapacağız; birkaç pratik öneride bulunacağız ve daha fazlası için kaynaklar önereceğiz. Nitekim bu balıkçılık külliyatı bir makalenin işi olamayacak kadar geniş.

Balıkçılığın 4 altın kuralı vardır derler: Doğru zaman, doğru yer, doğru ekipman, doğru yöntem. Bu altın kurallar üzerinden anlatalım dersek…

Her balığın bir mevsimi vardır. Bunun takvimine ulaşmak için internette “balık takvimi” ifadesini aramanız yeterlidir. Genel olarak şunu söyleyebiliriz ki; denizlerimizde yaşayan yerleşik balıklar yaz aylarında beslenmek için kıyılara gelir. Ama gürültü ve hareketliliğin fazla olduğu kıyılara gündüz vakti pek yanaşmazlar. Daha sakin olan sabahın erken saatlerini tercih ederler. Kış aylarında da göçmen balıkların gelişiyle daha açıklardaki kayalık ve taşlık bölgelere çekilirler.

Balık avı için hava durumu da önemlidir. Hava kötü ise, özellikle de kuzey rüzgarları kuvvetli esiyorsa, balıklar derin sulara çekilip yatmayı tercih eder. En uygun av zamanları, havanın nispeten sakin, hava sıcaklığının da deniz suyundan daha sıcak olduğu zamanlardır.

Çoğu balıkçının gözdesi durumundaki levrek, çipura, mercan, sinarit, lahos, orfoz gibi orta boy balıklar dibi kayalık ve nispeten derin (50-60 metre) bölgelerde avlanırlar. O yüzden kayalık burunların, adacıkların ve sarp kayalık yamaçların diplerindeki koyu mavi bölgeler bu tarz balıklar için uygun avlanma yerleridir. Palamut, lüfer, uskumru, istavrit, sardalye, hamsi gibi göçmen balıklar ise genelde daha yüzeye yakın (20-30 metrelik derinliklerde) seyrederler. Bu balıkları avlamak için de en uygun yerler akıntılı bölgelerdir. (ör: Boğazlar)

olta_takimiBir diğer önemli unsur da ekipmandır. Eğer küçük balıkları hedefleyecekseniz çekeri düşük ve ince bir makineli olta (1-3 kg çekeri olan bir kamış, 30-40’lık bir at-çek olta makinası) işinizi görür. Zaten balığı hissedebilmek için de oltanın hafif ve hassas olması tercih edilir. Eğer levrek, sinarit gibi daha iri balıkları hedefleyecekseniz o zaman çekeri yükseltmeniz gerekir. 6-20 kg arası çekeri olan tek gövdeli ya da iki parçalı bir kamış ve çıkrık tipi bir olta makinası kullanmanız gerekir. El oltası (mantara veya kasnağa sarılı geleneksel bir olta) kullanmak da, biraz meşakkatli ama farklı avantajları olan bir yöntemdir. Hala kullanımı yaygın olmakla birlikte; artan refah seviyesi ve gelişen teknoloji ile makineli olta takımlarına kayış devam etmektedir.

Bu arada, “olta” ve “olta takımı” ifadelerini netleştirmekte fayda var. Mantara, kasnağa veya bir makinaya sarılmış veyahut bir kamışa bağlanmış ucu boşta olan ipe (misinaya) “olta” denir. “Olta takımı” ise oltaya takılmış iğne, yem ve yardımcı ekipmanlardan oluşan ve avlanacak balığa göre özelleştirilmiş oltaya denir. (Bazı mağazalarda ise karışıklığa sebebiyet veren bir kullanım örneği olarak kamış, makine ve misina kombine edilerek oluşturulmuş paketlere de “olta takımı” dendiğini görebilirsiniz.) Beden üzerinde çok sayıda tüylü veya tüysüz iğne taşıyan ve en ucunda kurşun olan olta takımlarının genel adı ise “çapari”dir.

Yemlerle ilgili sık kullanılan birkaç terimi de açıklamakta fayda var.

  • Daha büyük balıkları yakalamak için yem olarak kullanılan bütün ya da parçalar halindeki canlı/cansız deniz hayvanlarına “akyem”;
  • Sentetik malzemelerden yapılan yüzer balık maketlerine “sahte”, “jig” veya “rapala”;
  • Söğüt yaprağı şeklinde olan metalik iğneli yemlere görünümleri kaşığı andırdığı için “kaşık”;
  • Yemsiz olarak kullanılan zokalara “seğirtme”;
  • Üçlü iğnenin veya üç adet tekli iğnenin beden kısmından (pala dâhil) kurşun ile birleştirilmesi ile oluşturulan iğneye “çarpma”;

denir.

Olta ile balık avlama yöntemleri de, yine hedef balığa göre farklılık gösterir. Bazı avlanma yöntemleri:

  • At-çek (Spinning): Takımı uzağa atıp, belli bir süre bekledikten sonra düzenli tempo ile çekerek yapılan avlanma
  • Sırtı: Tekne seyir halinde iken akyem veya sahte yemi denize salarak (avlanma mahalinde gezdirerek) yapılan avlanma
  • Dikey-yatay sırtı (Jigging): Derin sularda, yemi derine batırıp daha sonra hızlıca yukarı veya sağa-sola çekip tekrar bırakarak (sakat ve vurgun yemiş balık izlenimim yaratarak) yapılan avlanma
  • Bırakma: Olta takımını (aşağı çekecek bir ağırlık, yüzdürecek bir şamandıra kullanarak) denizde istenilen noktada bırakarak yapılan avlanma

Yaz aylarında, Ege ve Akdeniz sularında seyreden amatör denizciler için en uygunu orta boy dip balıklarını hedeflemektir. Bu sebeple, denizciler kopma gücü yüksek (0.6-1.0 kalınlıklarında) misinaların kullanıldığı bir el oltası veya güçlü bir makine oltasını teknede bulundurmayı düşünebilirler. Derin sularda, tekne üstünde sırtı yaparak avlanma yöntemini öğrenmek amatör balıkçılığa başlamak için iyi bir adım olabilir.

Daha detaylı bilgi için Ali Pasiner’in “Balık ve Olta” kitabı ile Doğan Temel’in “Denizlerimizde Amatör Balıkçılıkla ilgili Her Şey” kitabını tavsiye ederim.